Salı, Kasım 17, 2009

Güzel ve Çirkin

Kısa günler, uzun muhasebeler....
Yıl sonu yaklaşınca yapılan hesaplar gibi ömür hesapları da...
Gidenler, kalanlar....
Ve KÂR!
Ölünce mi anlayacağız ne kâr etmişiz bu yaşadığımız hayat boyunca...
Gidenlere uğurlar olsun dedim her zaman... Ve yaşadıklarımdan hiç bir zaman pişman olmadım. Eğer çirkinse bitişler acısı kaldı içimde elbette.
Bu bitişler her bitiş için geçerli. Bir aşk değil ki biten... Kardeşlikler, dostluklar da bitiyor: ölüveriyor ellerimizde... Ve ömür denen zamanda bir âncasına bitiyor ân'sızın...
Biraz ara verdim yazmaya... Çünkü biten herşeyin bir acısı var. İstesem de sesim çıkmaz oldu. "Nutkum tutuldu" derler ya öyle bir şey... Geçti şükür... Atlattım kendimce. Büyük dersler aldım ve hatta büyük mutluluklar yaşadım yaşadıklarımdan çıkarttıklarımdan. Çirkinlikler vardı pek çok... Yozluklar, bayağılıklar... Görmezden gelmiştim uzun uzun. Görmezsem yozlukları belki yok olup giderler demiştim. Oysa biten güzellikler tozlu raflara gideceklerine aksine yozlukların, çirkinliklerin içine düşüverdi.
Şunu çıkarttım kendimce ders olarak: Her yaşanmışı, zamanında "güzel yaşadık" diye ilelebet güzel olarak taşımak zorunda değiliz. Sonu çirkin biterse elbette yaşanan güzelliklerde o çirkinlikten payını alacaktır; kirlenecektir. Kirlenmiş olanları ise atın gitsin! Ne yıkamaya ne bekletmeye çalışın...
"Oysa" diye başlamak hiç kâr etmiyor sakın denemeyin...
Güzel güzeldir; çirkin ise çirkin. Ve çirkin güzeli kirletir...

Cumartesi, Kasım 07, 2009

"HEPİMİZ PKK'LIYIZ!"

En sonunda beni de PKK'lı yaptı bu reziller rezili AKP iktidarı.
AKP'nin aklıevvel Çankırı milletvekili PKK çözümü(!)
PKK demek SUÇ deposu demektir!
PKK bir TERÖR örgütüdür!
PKK üyesi olmak, PKK saflarına katılmış olmak SUÇ'tur.
Hem PKK'lıyım hemde suçsuzum demek abesin de abesi demektir!
Ve şimdi geldiğimiz noktaya bakın. Bizi düşünmeye zorladıkları çözümlere, dayatmalara bakın. İnsanın kanı, iliği donuyor okudukça.
Benim aklım almıyor!
Aklı alan varsa Tanrı aşkına gelsin bana bir açıklama yapsın. Belki bu aklıevvellerin içinde yaşaya yaşaya bende artık aklıevvel oldum.
PKK'nın Kuzey Irak'tadaki kamplarındakiler ayrıştırılacakmış tek tek.
Sınıflara ayrılacaklar:
Suça karışmış olanlar
Suça karışmamış olanlar
Aklınızı zorlayın bakalım... Bir terör örgütü içinde olmak ve suça karışmış ya da karışmamış olmak.
Kendimi hemen bir PKK'lı yaptım beynimin hemen bir köşeciğinde. Kandil'de bie erkek PKK'lı oldum nedense. Kadın PKK'lı olmak çok daha korkunç:(( Kaç kişi tarafından tecavüz ve tacize maruz kalacağımı düşündükçe ve belki sonunda gebertileceğimi ve bir köpek leşi gibi bir tarafa atılacağım aklıma gelince Kuzey Irak'ta bir kadın PKK'lı olmaktansa erkek olmayı yeğledim. gerçi erkekler içinde de çok insani davranışlar görmeyeceğim.
Ben iyisi mi sadete geleyim:
Efendim şimdi benim önümde iki seçenek var.
Diyorlar ki bana:"Suça karıştın mı; karışmadın mı?"
Suça karışamışsam Türkiye'ye döneceğim. Kulağa hoş geliyor:)) İş vercekler, aş vercekler hatta ve hatta TOKİ'den ev bile verecekler. Hatta PKK'lı yılllarımı yıpranmadan sayıp erken emekli bile olurum ben bu gidişle... Vay beah:)) Memlekette kalmamakla, dağlara çiçek toplamaya çıkmakla ne iyi etmişim beah!
Ya suça karışmışsam?
Oy oy oy!
Vay be! Harika ...
Wallahi de billahi de suça karıştım... Öldürdüğüm insan sayısını bilemiyorum.
Evet evet tüm suçları ben işledim hatta. Ya arkadaşlar durun ya. Benim leş sayımı neden düşük yazıyorsunuz... ( Bu arada ben PKK'lyım amma nedense Kürtçem olmadığından düşüncelerimi Türkçe iletiyorum. Siz bir zahmet Kürtçe bilen biri bulursanız Kürtçe bakın olaya. Aslında böyle düşüncelerimi Türkçe'yi kullanarak aktardığım için güzel Türkçem'den özür diliyorum.)
Evet şimdi dönelim yine suç anlaşmamızın aşamasına..
Evet suç işlemiş bir PKK'lıyım diyelim ver elini İskandinavya!
Oleyyyyyyyy...
Harika ya!
Cennetin kapılarını açtılar bana yaw...
Papatya sarısı huriler, sosyal haklardan boğulmuş dünyanın en uygar ülkeleri... Bir elim yağda bir elim balda yaşayacağım bundan kelli...
Evet bu yazdıklarım şaka değil gerçek...
Şimdi ayrıldım ruh olarak o dağdaki PKK'lıdan...
İstanbul'da yaşayan sade suya vatandaş Şirin'im..
İnanın bende bundan sonra suça karışmış PKK'lı olmak istiyorum.
Geldim gidiyorum...
Bu ülkede vatan, millet, bayrak demekten Ata'mız toz kondurana şahin kesilmekten hayır yok. Hemen adımız Ergenekoncu oluyor ve içeri atılıyoruz.
Emekli maaşları yetersiz.
GDO'lu gıdalar her bir hücremize hızlı hızlı yerleşiyor.
Eğitim ve sağlık haklarımız dökülüyor.
İşsizlik ???
Neresinden tutmaya kalksam elimde kalıyor... Sorunlar denizi bir ülkede boğuluyorum.
Ve bu dev dalgalarla boğuşurken aklıma birden PKK!lı olmak geliyor. Ne kadar cazip bir teklif.
Siz olsanız PKK'lı olacağınız gelmez mi?
Ne olur samimi yanıt verin!

Pazar, Kasım 01, 2009

DÜŞÜNCE


Ülfet belâlı şey, fakat uzlet sıkıntılı,

Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?

İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,

Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok

En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.

Dalsın yakında gözlerim artık son uykuma!

"Yalnız duyan yaşar" sözü, derler ki, doğrudur

"Yalnız duyan çeker" derim, en doğru söz budur.

Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını,

Bâkiyse rûh eğer dilemezdim bekasını.

Hulyâsı kalmayınca hayâtın ne zevki var?

Bitsin, hayırlısıyla, bu beyhûde sonbahar!

Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,

Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.


YAHYA KEMAL BEYATLI

Cuma, Ekim 30, 2009

Umutsuzluk hastalığı

Kafamda yazacaklarımı tam oturmuştum,öyle bir toparlamıştım ki umutsuzluğumu, umutsuzluğumuzu.
Bir yandan da alttan bir fon müziği gelmekteydi derinlerden.
Yazı yazarken genelde ağır parçalar dinliyoum.
Özellikle Norah Jones...
İşte tam umutsuzluğumun diplerinde kara yosunlara dolanmış bir haldeyken ve de yeni yazımın başlığını oturtmuşken Mazhar seslendi ruhuma işlercesine:"Benim hâlâ umudum var"
Bir anda olsa güzeldi, hoştu hâlâ umudu olabilmek. Ama tükenmişliğime ne kadar çare olacaktı ki?
Dün Cumhuriyetin kuruluşunun yıldönümünü yaşadık. "Kutladık" diyemiyorum. Kutlama değil artık bizim yaptığımız. Ya da kendini ellerinde bayraklarla sokağa atanlar, havai fişek gösterilerini izleyenler kutlama yaptıklarını düşünüyorlarsa çok ama çok aldanmış haldeler. Buradan kendilerini uyarmak yurtsever bir Atatürkçü olarak benim görevim addeiyorum. Acı bir 29 Ekim geçirdiğimi düşünüyorum hem de en acısından.
Dolmabahçe Sarayı'nda Cumhuriyet Resepsiyonu verildi. Haberlerde izliyorum. Devasa bir pasta getirilmiş salona. Pastadan Atatürk çıkartılar. Bunu da yaptılar. Ata'mızı striptizci konumuna getirdiler. Yazıklar olsun bize ki kılımızı kıpırdatmıyoruz. Adamların tecavüz etmedikleri tek değerimiz kalmadı artık. Ben artık bu halkın bir mensubu olmaktan utanç duyuyorum. Bu kadar kansız bu kadar atasını anasını ayaklar altına almış toplumlar yok olmaya mahkumdur!
29 Ekim 2009 günü Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşananlar:
Ve daha nicesi...

Pazar, Ekim 25, 2009

DÜNYAAAAAA DÖNÜYORRRRRRRRRR



Dünya dönüyor sen ne dersen de
Yıllar geçiyor farketmesen de

Değişmiş gördüm bu defa seni
Dertler yıpratmış o şen sesini
Gülen gözlerin gülemez olmuş
Güzel yüzüne çizgiler dolmuş

Ne kadar oldu görüşmeyeli
Eski yaralar depreşmeyeli
Farkında mıydın nasıl da sana
Ben bir zamanlar boşver aldırma

Anladım ki biz eski biz değiliz
O günler geçmiş biz bu gündeyiz
Belki bu gece varmaz sabaha
Oldu olacak doldur bir daha

Sen ne dersen de
Değmez bu dünya
Yıllar geçermiş geçsin
Ruhumuz genç ya

Bendeniz daha ortaokula gider idim bu şarkı piyasaya çıktığında... Suadiye Ortaokulu'nun hem yanındaki kitap-kırtasiye ve de plakçı dükkânında sürekli çalar dururdu. Tüm yorgunluğum ve de zıpırlığımla otobüs durağına vardığımda önce caddenin karşısındaki pastaneden okul çıkışı açlığımı bastırmak için bir parça bişiler atıştırırdım. Ardından otobüs durağındaki öğrenci kalabalığının içine karışır beklemeye başlardım. Hep birlikte belki kaç kere kendimizden geçe geçe hem de ne dalga geçe geçe "dünya dönüyorrrrrrrrr" diye bağırır dururduk... Ne anlamıştık ki sanki hayattan da "yıllar geçermiş geçsin... ruhumuz genç ya" diye inana inana söylerdik. Hâlâ Suadiye'den ve Turşucu Deresi caddesinden geçerken çalar kulaklarımda bu şarkı. Yepyeni bir Nilüfer... O da daha öğrenci o yıllar İtalyan Lisesi'nde... Hem dünya dönerdi o günler hem de başım... Asi mi asi bir öğrenciydim ne yalan söyleyeyim... Etek boyumun başkaları tarafından belirlenmesine de, saçlarımın toplanmasına karar verilmesi de hiç hoşuma gitmezdi. Bir de kartpostal tutkum vardı. Kartpostal da değil biraz daha da gelişmiş bir afiş hastalığı belki de. Ve Tarık Akan. Piyasaya çıkıp da elime geçmemiş bir kartpostalı yoktu.
Bir dönemdi geldi geçti.
Bir şarkıda dönmeye başlayan dünya hâlâ dönüyor sen ne dersen de Şirin!

Bulutlu pazar


Saatler geriye alınmışmış ben yataktan kalktığımda çoktan. Oysa duvardaki saat hâlâ 1 saat ilerdeydi. Bir ileri bir geri oynuyorlar bizle ya böyle uyandım bu sabah, pazar pazar...
Çaydanlığı ocağa koyduktan sonra başladı gün sanki. Pazar işte sırdan bir pazar. Yine işe gidecek bizim evden insanlar. Bizim evin sıradanlığı böyle bir şey işte. Sıradışılığın sıradanlığı:))
Bana göre evdekilerin gece çalışması ya da tatil günlerinde çalışması çok ama çok sırdan... Alışmak, kanıksamak böyle bir şey...
Haber izlemek istemiyorum bugün. Gerçi artık haber değeri taşıyan bir haber de yok benim için artık. Artık her şeyin aslında gördüğümüz gibi olmadığını görüyorum çok şükür.
Ne domuz gribi, ne PKK açılımı beni bugün hiç ama hiç ilgilendirmiyor. Keşke her gün bu tavrımı kullansam. Biliyorum bu halim sabah geçecek.
Hiç geçmeyeceklerimle beraber yağmuru bekliyorum penceremde...
Hiç geçmeyeceklerim elbette vazgeçmeyeceklerim...


Çarşamba, Ekim 21, 2009

Türk halkı nerdesin?



Kürt açılımı açıla açıla sonunda oldu demokratik açılım?
Dağa sanki çiçek toplamaya çıkmışlar gibi inen teröristler bayramlarla kutlamalarla karşılanıyor!
Yetmiyor Avrupa'da beslenen PKK kanadı da İstanbul'a iniş yapacakmış. Şimdien büyük gösterilere hazırlanıyor PKKlılar!
Şehit aileleri ayakta! Onlar Türk halkı için evlâtlarını toprak ettiler.
Ya sen? Ya sen ey Türk halkı?
Nerdesin?
Nerdesin?
AKP'ye oy veren satılıklar! Sizler nerdesiniz?
Bolca kınalarınızı aldınız mı?
Sürün her bir yerinize, sürün sürün...
Doya doya kınalanın...
Bu demokratik açılım denen bölünüş sürecine destek veren ya da destek vermeyip de sessiz kalan herkesi lanetliyorum.
Yazıklar olsun!
Yazıklar olsun!
Yazıklar olsun!

Cuma, Ekim 09, 2009

"3. KÖPRÜYE HAYIR!" demek isteyenlere duyuru


3. Köprü Yerine Yaşam Platformu, 11 Ekim Pazar günü saat 13.00’te Beşiktaş Demokrasi Anıtı’nın olduğu meydanda (Eski hal ve Tansaş’ın olduğu yer) bir basın açıklaması ve miting gerçekleştirecek.

“Yıkım-rant köprüsüne geçit yok, yaşamı savunmaya 11 Ekim’de Beşiktaş’a” başlığı ile düzenlenecek mitinge 3 farklı koldan yürünecek.

Birinci kol, Beşiktaş’tan Yıldız Teknik Üniversitesi’ne çıkarken Sabancı Lisesi’nin önünde buluşacak. Bu kolda mahalle dernekleri ve diğer kitle örgütleri yer alacak.

İkinci kol Yıldız Parkı’nda buluşarak meydana yürüyecek. Bu kolda TMMOB, DİSK, KESK, TTB gibi meslek örgütleri, akademisyenler, sanatçılar olacak.

Üçüncü kol ise Anadolu yakasından motorlarla hareket edip Beşiktaş iskelesinde buluşacak. Bu kolda da Kadıköy, Üsküdar, Beykoz’dan gelen çevre dernekleri yer alacak.

Yürüyüş kolları 12.30'da meydana hareket edecek.